Pazartesi, Kasım 07, 2005

Sualti Guzeli

Cok eski zamanin birinde, Dalgic'la Yesil Erik ormanin derinliklerinde bir koyde yasarlarmis. Onlar cok iyiymis. (Bkz: Sirinler) Neyse, Dalgic, eskiden beri su kusu olmasi munasebetiyle zirt pirt yazliga kacar, bir elinde zipkin, diger elinde hicbir sey, uzerinde de yariislak dalis kiyafeti, super karizmatik paletleri ve bir o kadar anti-karizmatik maskesiyle balik yakalayamamak uzere yuzermis. Hatta o kadar beceriksizmis ki yazligin samar oglani haline donmus...

"Yine mi yakalayamadin len? Git bari pazardan iki kilo sardalya al da milletin karni doysun. Eki eki eki..."

"Olsun be Bilmemkim Amca, spor iste..." dese de disindan "Zipkini basacam bi tarafiniza o olacak, pokemonlar sizi!" diye sinirlenirmis.

Yazlar birbirini kovalamis ve sonunda yazlardan bir yazin sonunda, Yesil Erik ve Dalgic Bogaz kiyisinda takilirken kuru elbisesi olan harbi dalgic amcalarin Bogaz'da dalis yapacagi tutmus. Yesil Erik tutturmus, ille de sen de dal, bak ne guzel daliyorlar, hem sen de guzel daliyorsun... Her ne kadar dalgic dalmayi cikmayi sevse de, kuru elbiseden cikan hortumlarin ne ise yaradigini bilmeyecek kadar da bi-habermis olaydan. Ne olmus peki? Olmaz demis, hayatta olmaz.

Yesil Erik, her zamanki "cool" tavirlariyla hicbir sey olmamis gibi sinsi planlarini hazirlamaya kurulmus. Kayit gunu, dalis klubunun kayitlari yapilirken suruklemeye baslamis Dalgic'i kayit masasina dogru...

- Höt, kukla, ne oluyo leyn?
- Kayit oluyon...
- Olmuyom...
- Oluyon, senin dalis kiyafetin var. Tabii ki oluyon.
- Benimkine boru girmiyo, olmuyom.
- Sen kayit olmuyosan ben kayit ettiriyom.
- Peki tamam, oluyom, uzatma...

Mecburen kayit olunan kluple harbi harbi dalmaya baslamis Dalgic. Amma velakin, Yesil Erik bir Gulag'da yasadigi icin onun oyle geziye neyim gelmesine imkan yokmus. Boylece iki yil gecmis. Ancak Dalgic da en az Yesil Erik kadar hinogluhinmis ki disaridan bakarak anlamanin pek de imkani yokmus.

Zaman gecmis, Dalgic'in borevesindeki yildizlar ve logbook'undaki dalislar artmis. Bir gun, soyleydi boyleydi derken Yesil Erik'i de ikna etmis klube girmeye. Yesil Erik bastan cok mizirdanmis maalesef. Yok su soguk, yok havuz pis, yok bu regulatorler essek kadar, midem bulaniyo... Ama ugrasmislar didinmisler, sonunda Yesil Erik'i de tam takim suya sokabilmisler. Her ne kadar bunun yapilmasi icin Yesil Erik evde legene kafasini sokup maskesiz snorkelle nefes alis talimi yapmak ve gezilere gelebilmek icin uckaatin allaaaani yapmak zorunda kalsa da...

Iyi de olmus suphesiz. Yoksa kayalarin arasinda gorunen migri kuyruklarini, renk degistiren ahtopotlari ve su altida opusmenin keyfini asla bilemezlermis.

Bi de kotek baligi gormusler. Bir de kaplumbaga... Bir de... Penirli pide.

7 Yorum:

Blogger fethiye dedi ki...

yaw siz evlendikten sonra mi boyle birbirinize daha cok benzer oldunuz acaba? Sanki yesilerik yaziyor bunlari!

ama ne guzel de tesvik etmis, zorlamis seni. Bak sonu ne guzel olmus dalan erik kardes.

bir daha sukrettim bunlari ingilizce yazmadigina ama. :) Okuyacak, yine basima eksiyecek cunku. yaaa, ben de istiyorum aslinda.

11/08/2005 12:22 ÖÖ  
Blogger tavsan dedi ki...

yaaaa, ben de istiyorum. hatta ben aslinda coook eskiden (misal bkz: milattan once) beri istiyorum dalmayi. ben mizlanmadim da, zorla da kayit ettirilmedim, ama bizim oradaki sualti topluluguna girme talepleri cok fazla oldugu icin teorik herbiseyi basariyla yapip kapisindan dondum (ya da donduruldum demek daha dogru olcek). sonra da bi daha gitmedim iste. sonra da iste ben sizden daha da denizsiz bir yerde yasiyor idim ve de yazliga oyle zirt pirt gidemez idim. buraya da hayat hikayemi yazdiktan sonra demek isterim ki ben hala dalmadim ve hala da cok isteriiiiimmmm.
:)

11/08/2005 2:54 ÖÖ  
Blogger Dalgic dedi ki...

Evet, itiraf ediyorum. Ben aslinda Yesil Erik'im. Yalnizliktan balatalari siyirip kendime Erik diye hayali bir koca uydurdum. Sonunda iki kisiligim icin iki farkli blog bile yarattim. Ama bilemezdim yazi tarzimdan kendimi eleverecegimi... My precioussss ;)

Ben susayim en iyisi, Yesil Erik oldurecek beni. :)

Valla tarzlar benzemis olabilir. Evlenmeden once mi oldu, sonra mi, tam bilemiyorum. Kor-sasi iliskisi yasanmis olabilir. Kimin kor kimin sasi oldugu hakkinda sorusturma devam etmekte oldugundan, sorusturmanin selameti icin bir yorum yapmayi uygun bulmuyorum.

Arkadaslar, brove almadan gecirilen her dakika, kendinize soylediginiz bir dakika daha uzun bir yalandir. Hele de su kenarinda olan birisi icin kuyruklu yalandir. Ne demek istedigimi ancak suyun altinda sirt ustu yatip yuzeye yukselen hava kabarciklarini izlerken anlayacaksiniz. Tabii bunun icin broveniz olmasi lazim. (Ne guzel, ayak ustu "sonsuz dongu" yarattim.)

11/08/2005 5:54 ÖÖ  
Blogger mono dedi ki...

sırtüstü yatarsam suyun altında, dönerken kulağıma su kaçar, kaçmaz mı?

11/08/2005 9:45 ÖÖ  
Blogger Dalgic dedi ki...

Genel olarak elbiselerin basliklarinin buna engel oldugunu saniyorum. Ama baslikliyken hic kacmaz diyemem, daha once becerdigim oldu cunku.

11/08/2005 10:36 ÖÖ  
Blogger ycurl dedi ki...

ben de Fethiye gibi bunlari yesil erik yaziyor sandim. Eee ne demisler uzum uzume baka baka kararir. Dalmak guzel birsey tabi hala icimde yapilacaklar listesinde duruyor. Hos harekete gecmezsem 50sinde dalmayi ogrenecegim bu gidisle. Eh birilerinin seni iteklemesi guzel birsey yoksa Yesil Erik olmasaydi brovede olmazdi herhalde :P

11/08/2005 5:08 ÖS  
Blogger ne yazdı ne yazamadı dedi ki...

bendeki his daha tuhaf. sanki yeşilerik ortalıklarda yokken, bir ara tanıştırdığı kocasıyla muhabbet ediyormuşum gibi salak ve suçlu bir hisse kapıldım...vicdanın da boylesi...yuh diyorum kendime.

11/08/2005 5:51 ÖS  

Yorum Gönder

<< Evime Gotur Beni